SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1142 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu babda Tahavî, Buhari, Hz. Aişe ile Abdullah b. Ömer'den, Nesaî, İbni Mace, İmam Ahmed Dârimî, Taberani ve Beyhakî, Hz. Ali 'den, Tahavî, Hz. Âişe ile Ca'fer b. Muttalib, Abdullah b. Huzâfe, Ebû Hureyre, Nübeyşetü'l-Hüzelî Enes b. Mâlik, Ma'mer b. Abdillah, Ümmü'l-Fadl,-Mes'ud b. Hakem ve diğer sahabeyi kiram'dan hadîsler tahrîc etmişlerdir.

 

Aynî'nin beyanına göre bunlardan başka Ümmü Amr b..Süleym, Ukbetü'bnü Âmir, Hanzatü'bnü Amr, Abdullah b. Amr, Amr b. Âs, Büdeyl b. Verkaa ve Zeyd b. Hâlid (Radiyallahû anh) hazeratmdan da hadisler rivayet olunmuştur. Mezkûr rivayetlerin hepsi teşrik günlerinde orucun yasak edildiğine delâlet etmektedirler.   .

 

Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu hacılar Mina'da ikamet etmekteyken ilân buyurmuş, içlerinde temettü, kıran haccı yapanlar olduğu  halde hiç birini istisna etmemiştir.

 

Mina günlerinden murâd : Teşrik günleridir. Bunlara «Eyyam-ı Ma'dudat» dahi denilir ki Zilhicce'nin 11., 12 ve 13. günleridir. Teşrik güneşe karşı sermek, güneşletmek, mânâsına gelir. Mezkûr günlerde kurban etleri güneşe karşı serilerek kurutulduğu için bunlara teşrik günleri adı verilmiştir. Aynı günlere; «Mina günleri» denilmesi, o günlerde hacılar Mina'da bulundukları içindir.

 

Ulemâdan bâzılarına göre bu günlere teşrik denilmesi, kurbanlar güneş yükseldikten sonra kesildiğındendir.

 

Bayram namazı güneş yükseldikten sonra kılındığı için bu ismin verildiğini söyleyenler de vardır.

 

İmam A'zam'a göre teşrik, namazın arkasından tekbir getirmektir.

 

Ulemâ teşrik günlerini tâyin hususunda ihtilâf etmişlerdir. Esah elan kavle göre teşrik günleri bayram gününden sonra üç gündür.

 

İmam A'zam, İmam Malik ve İmam Ahmed'e göre kurban gününden sonra 3. gün teşrikde dahil değildir.

 

Ulemâ bu günlerde oruç tutulup tutulmayacağı hususunda dahî ihtilâf etmişlerdir. Bu ihtilâflar neticesinde ortaya dokuz kavil çıkmıştır. Şöyle  ki:

 

1) Teşrik günlerinde oruç tutmak mutlak surette caiz değildir. Bu günler oruca hiç bir suretle müsait değildir.

 

Hz. Ali (Radiyallahû anh) ile Tabiin'den Hasan-ı Basri' ve Ata' buna kaaildirler. İmam Şafii 'nin yeni mezhebi Leys b. Sa'd İbni Uleyye ve Hanefiiler'in kavilleri de budur. Fetva da bu kavle göredir.

 

2) Teşrik günlerinde oruç tutmak mutlak suretle caizdir. ŞafiîIer'den Ebû İshâk-ı Mervezi ile diğer bazı ulemanın mezhepleri budur. Mezkûr kavil Zübeyr b. Avvam ile Ebû Talha (Radiyallahû anhûma)'dan rivayet olunmuştur.

 

3) Temettu'a niyet eden hacı hediye kurbanı, bulamaz ve on gün zarfında üç gün oruç tutamazsa, teşrik günlerinde oruç tutması caizdir.

 

Sahabeden Âişe, Abdullah b. Ömer ve Urve'tü'bnüz-Zübeyr (Radiyallahû anh) hazerâtının kavilleri budur.

 

İmam Malik ile Evzaî, îshâk b. Râhuye ve eski mezhebinden İmam Şafiî buna kaail olmuşlardır.

 

Müzenî, îmam Safiî'nin bu kavilden döndüğünü söylemiştir.

 

4) Temettu'ya niyet eden hacı ile bu günlerde oruç tutmayı nezreden kimse mezkûr günlere muttasıl olmak şartıyla daha evvel oruç tutarsa teşrik günlerinde dahi tutabilir.

 

Mâlikîler'den bâzılarının kavli budur.

 

5) îmam Mâlik'den îbni Kaasim'in rivayetine göre teşrik günlerinin ilk ikisi ile sonuncusu arasında fark vardır. îlk iki gün ancak temettü' haccı yapanlar oruç tutabilirler. Son gün ise nezir ve teffaret oruçları da tutulabilir. Yalnız oruca ara vermemek şarttır.

 

6) Teşrikin son gününde mutlak surette oruç tutmak caizdir. İbnü'-l Arabî bu kavli Mâlikiyye ulemasından nekletmiş ve : «Ulemamız ramazan ve kurban bayramı günleri oruç tutmanın haram olduğunu söylemişlerdir. Dördüncü gün oıuç tutmak nehyedilmemiştir.» demiştir.

 

7) Temettu'a niyet eden hacı şartları dahilinde teşrik günlerinde oruç tutabilir. Zihar keffareti dahi bu hükümde dahildir. İbnü'l-Arabî bunu îmam Mâlik'in bir kavli olmak üzere nakletmiştir.

 

8) Yemin keffareti için teşrik günlerinde oruç tutmak caizdir. Îbnü'l-Arabî, İmam Mâlik'in bu hususda bir şey söylemeyip, Tevakkuf ettiğini bildirmiştir.

 

9) Teşrik günlerinde yalnız nezir orucu tutulabilir. Bunu Ebu Hanife’den rivayet etemişlerse de doğru değildir. Aynî: «Bu kavlin İmam Ebu Hanife’den nakli sahih değildir, böyle bir nakil sam-i itibara almaya değmez.» diyor.